14/9/2008 · Kategori: ANI

Yuvamı Kaybettim. Hükümsüzdür!





Hamd Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz (s.a.v.) üstüne olsun.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...

Ramazanın ikinci günü, vakit öğle telefonum mutad olduğu üzere çalıyor bilmiyorumki neler duyacağım. Uzanıyor ve açıyorum usulca, karşımda bir dostum ne zamandır sesine hasret kaldığım birkaç kelam hasbihale döndürüyor konuşmamız. Eskilerden, tanıdıklardan haberdar ediyoruz birbirimizi ve ardından hiç de duymak istemediğim o talihsiz cümleleri duyuyorum. Yüreğimden vuruluyorum, içime bir kor düşüyor yakıyor tüm bedenimi hayır demek istiyorum, şaka yapıyorsun, dalga geçiyorsun benle demek istiyorum ama konuşamıyorum. Ya Rabbim sen herşeyi en iyi bilensin, hayrı da şerri de veren sensin bu kaçıncı şok, bu kaçıncı vurgun. Dostumu biraz teselli edip ona moral verdikten sonra muhabbetimize son veriyoruz.

Ve işte tek başınayım, ve yine düşüncelerimde kaybolmaktayım, sen aklımı koru Ya Rabbim.

Son zamanlarda duyduğum kaçıncı üzücü haber bu bilemiyorum ama insanın en yakınlarının, dostlarının başına böyle istenmedik şeylerin gelmesi  bende tam bir vurgun havası oluşturuyor, kendime gelmekte zorlanıyorum. Önceleri böyle şeyler duymuyordum acaba ilgi alanıma girmediği için mi yoksa böyle şeyler mi olmuyordu bilemiyorum. İnsanın türlü sıkıntılarla, zorluklarla ve büyük umutlarla kurduğu hayat boyu mutlu olacağını düşündüğü kendi yuvasını yıkması ne acı şey. Bunun altında yatan amiller tabii ki birçok, bu sosyal bir vakıa ve sosyal olayların tek sebebe indirgenmesi imkansız. Bayan tarafına sorsanız kendi haklı çıkartacak şeyler söyleyecektir, erkek tarafına sorsanız kendini haklı çıkartacak şeyler söyleyecektir zaten bu olmasa hiç yıkılır mı yuvalar. İnatlaşmalar, gururlanmalar, bencilleşmeler, kalıba sokmalar, tahakküm altına almalar, senler, benler, sizler, bizler...Bir bayanı anlamak için bir bayan, bir erkeği anlamak için de illa bir erkek mi olmak gerekiyor acaba. Aman Allah'ım ne de çok sebep var değil mi yuvayı ayakta tutmamak için!

Birazcık araştırma yaptım ve gördüğüm tablo tüylerimi diken diken etti. Yıldan yıla boşanmaların sayısı artıyormuş ve daha acısı boşanmaların %90'ına varan kısmı ilk 6 aylık dilime yaşanıyormuş bir an temenni ettim yanlış bilgi almışımdır diye ama yaşananlar da gösteriyorki galiba doğru, hiç istemesekte. Dahası var peki ya geri kalanlar, geri kalanlardan kaçı mutlu bir yuva sürdürüyor bir bakın çevrenize, kendi ailenizden işe başlayın ve en yakınlarınızdan kaçı sağdan soldan destek çubukları olmasa ayakta kalacak. Ve yine öyleleri var ki evine mi giriyor yoksa zindana mı bilemiyor. Mevla herkesin yardımcısı olsun, kimsenin yolunu şaşırtmasın. Olayın ilgi çekici bir başka yanı ise okuma-yazma oranıda artma, kültür seviyesinde gelişme olduğu halde hatta eşler onlarca kişisel eğitim, rehberlik, psikolojik kitaplarını devirdiği halde bu durumların yaşanması. "Kitap taşıyan merkepler" ayetini Yüce Mevla boşuna buyurmamış diye düşünmekten kendini alıkoyamıyor insan kimse alınmasın belki orda kastedilen kesim çok farklı ama olsun şu bir gerçek ki  bildikleriniz ile yaşamaz, onları hayatınmza tatbik etmezsek hüsrana uğrayanlardan oluruz. Heyhat ne acı bir durum, durup bir düşünmeliyiz oysa nerdeyiz, neyi yanlış yapıyoruz diye. Kızların yetişme tarzı, erkeklerin yetişme tarzı, ebeveynlerin gençlere yaklaşım tarzı, gençlerin evlilik kurumuna bakış açıları  değişmedikten sonra bunlardan kaçınılması imkansız zannımca.

Daha nişanlılık devresinde ailelerin birbirini düşman gibi görüp ne koparırsak kardır çocuğumuza düşüncesi, gençlerin nikahta birbirlerinin ayaklarına basıp üstünlük bende diye güç gösterisi yapması veya yakın çevrenin ilk günden ezeceksin, ezdirmeyeceksin gibi saçma sapan tavsiyeleri oldukça iflah olmayız gibi geliyor. İnşaallah ben yanılırım da nice sevdiklerimin canı yanmaz. Kitaba ve sünnete uymayan bir evliliğin zaten ayakta kalması imkansız veya ayakta ise onun varlığı diğerleri için bir ibret vesikasıdır. Efendimiz'in (s.a.v) nikahın ne için yapılacağını açık açık belirtmesi bile bizler için onlar kayın doyurmuyor, kimseye güvenilmiyor, iyi ama olmuyor, ben zaten uyuyorum onlara gibi aldatmacalara düşürüyor bizleri. Yazık onca emeğe, yazık onca zamana, yazık onca insana. Kur'an uyarıyor bakın "yapmadığınız şeyleri niye söylüyorsunuz" diye evet sorun kendinize ne kadar sadıksınız bu söze, hesaplaşalım kendimizle, kaçımız amenna derken bunları düşünerek söylüyoruz yoksa bir çırpıda ağzımızdan çıkan cümlecikler mi bunlar. "Sizlere iki şey bırakıyorum, onlara sıkı sıkıya tutunmadıkça kurtulamazsınız" diyen Efendimiz (s.a.v) haşa boşuna mı söylüyor bu söz, hevasından mı konuşuyor. Evet sen, sana söylüyorum herkes alınsın bu cümleleri üzerine, yarası olan gocunur derler biliniz ki yaramız derin, vurdumduymaz olmayalım, banane ben iyiyim, benim kimseye zararım yok, benim yuvam huzurlu, ben mutluyum demeyelim yok mu çevrenizde çok mutlu iken bir anda birbirlerine düşman kesilen aileler. Daha dün bir abimiz üç tane pırlanta gibi evladı olduğu halde boşanmak istediğini belirtti sizce acı bir durum değil mi bu? O çocukların durumu ne olacak, o bayanın durumu ne olacak, o abinin durumu ne olacak? Kimse bile bile kendini ateşe atmak ister mi? Bizler bu düşünceler kurtulmadıktan, kılık-kıyafete göre birbirimize değer verdikten,

Kitaba ve sünnete değil de eşin, dostun sözlerine bağlı yaşadıktan sonra daha çok böyle olaylar göreceğiz gibime geliyor. Mevla bizlere acısın, bizleri böyle şeylerden korusun, bu durumlara düşmekten muhafaza eylesin. Son bir hatırlatmayı da unutmayalım, evlenmek zor olsa da boşanmak ondan daha zordur bu düşünce içinde olanlar varsa inşaallah bu yazı vesilesiyle ailesine ve kendisine çeki düzen versin, en önemlisi bu durumu yaşamış insanlarla konuşup onlardan başlarına gelenleri dinlesinler. Allahu Tealanın bile en sevmediği helallerden biri olması bize oldukça fazla bilgi vermiyor mu sizce?

Lafı boşuna uzattı ve kalplerinizi kırdı isem affola ve haklarınızı helal ediniz, bu aciz İlyas Uçar kardeşinize de dua etmeyi unutmayınız.


İlyas Uçar 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

8/9/2008 · Kategori: ANI

Günden Geriye Kalan...

- "yüreğim kıyâmet kuyusunda.uyudun mu?" (mesaj)

- "baş ağrımı dindirir belki yüreğinin çiğ damlaları.. bekle geliyorum." (mesaj)



uzun bir sükût  oyunu..her zaman olduğu gibi...

sonra bir mızıkçı...



-"
şu sükût  eğer bir soru olsaydı... dilim yakamozlanır,bir gökkuşağının dalgalanışıyla birden,ikimiz arasındaki imâleleri bir serçe pıtırtısıyla cevaplardım... zamanın sesini kısıp;dilersen dokunabilirim sana... sen ne dilersen... kıyâ
met kuyusu yüreğin ne gam! korkmuyorum dibine kadar..."


- Teşekkür ederim... Allah rahatlık versin...


- sana da dâim ve dâim... duamla...


Öznur  TUNÇ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/9/2008 · Kategori: ANI

Muammâ Bir Yola Tüketilen 'Yürek'... '2'




Önceleri buğulu bir cam ardından gördüm seni. Seni ve o kentini.     

Apansızdı bu sevda, vurdumduymazdı.Yollar geçiyordu içimden uzun uzadıya, çizgilerinde ömürlük adımları taşıyan.

  Bir kemanın tiz sesinde günler soğuk, günler ve yıllar titreyerek geçiyor,alıyorum hasret namzeti yorganımı,yastığımı ıslatıyorum yeşermesi mümkün olmayan umutlarım için.     

Ben neler gördüm, ne hicranlara tanık oldum bir bilsen. Tanıklık bir yağmur damlası kadar narin ve bir ah'ın verdiği acı kadar zalimdi.

     Sonra kayıp kimlikler vardı, müsvedde insanlıklar. Ilık bir samyelinin ardından gelen hırçın bir rüzgâr, ucuzlamış umutlar, pahalı olansa yalanlar.Ben sevgimi saklamıştım aslında, okyanusların bile unuttuğu kumsallar ardına. Ama orda da rahat yoktu galiba.

      Buldular seni savrulan yapraklar, firar yolculuklar. Ben her eylülde göç ederdim uzak diyarlara. Her ne kadar kanadım kırılmışsa da; bir inşaAllahın ardına saklanmış yürek çırpınışlarım vardı naftalin sandığımda.Yitirmek korkusunu göze almak bin beterdi yalnızlıktan. Yalnızlık notaları kurşunlanmış bir şarkıysa, kaybetmek bir enkazdı yırtık yamalı sevdalara. Giderken kan damlıyordu ardından.

  Ah o yollar!

Ve sen o yolun vazgeçilmez zebanisi, ben yolların kurbanı. Bir sanıktın sen daima. Çünkü bir-sıfır mağlup etmiştin beni, uçurumlarla ve alevlerle gelen ölüm meleği karşında.     

Ben gölgemi yollara kurban verdiğimden beri, ya korkular, ya arzular doğurur şehir ve rezm ile bezm arasında nefes alır daima.    

Şehir!

Şehir bir muammadır,çözüldükçe yeniler sırrını; ve benim doğduğum şehirde, geceleri yıldızlar düşer ellerinize, saçları sırat uzunluğu mazlum kadınların meşşata eli değmemiş zülüfleri mahremdir.Nasır tutmuş  avuçları toprağa hayat veren rahmet pınarı namzetinde.          

Şehir sakinleriyle konuşur,sakinler konuşurken şehri. Güzellemeden ziyâde mersiye yazılır alınlarına... Bir sevdanın son sözlerini yazdım ben de aslında. Anıların gölgesinde kalmış muammâ bir yolun son direncini.       

"Artık kendini korkutma, yeni bir kente imzanı at, yürü ve ardına bakma.Ama umursamayı da unutma!" diyor bir azize, sözleri dua hükmünde...     

unutmam azizem unutmam!...   

    Bünyamin'e...

Öznur TUNÇ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/7/2008 · Kategori: ANI

Rabia...


Bundan dakikalar önce bir aile dostumuzun kızını almaya gittim..
Adı Rabia, daha bir yaşında, sürekli tebessüm ediyor mübarek.
Annesi sitem ediyor ;
"Rabia yemek yemiyor "diye.
Rabia'ya bakıyorum diyorum :
"Rabia ,tamam yemek yeme ,büyüme hep çocuk kal"..
Rabia adeta isyan edercesine, yine tebessüm ederek:
"Anne, mama"diyor.
Gülüyorum, gülüyor Rabia.
...

Fakirülhâhir

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/7/2008 · Kategori: ANI

CENNETTE AYAKTA KALMAK



"Rıza senin aksakalın için yaratıldı sanki dedem"

 Okula gidiyordum. Minibüste -pek de nasip olmayacak şekilde- oturabilmiştim. Minibüs az bir mesafe gitmişti ki, epey yaşlı bir amca bindi. Dayanamadım -iyi ki- ve yer verdim.

 -Buyur amca!

-Yok, yavrum otur sen!

-Yok, amca ben incem zaten şimdi!

 Kısa bir tereddüt...

 Oturuyor amca.

 -yavrum sen bana yer verdin ayakta kaldın, inşallah Allah da sana cennetinde yer verir, orada ayakta kalmazsın inşallah...

 Böyle bir duanın huzuruyla çıktım o gün kartalın yokuşunu... "ne güzel dua idi rabbim, unutamıyorum..."

 

Leyla MARANKOZ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/5/2008 · Kategori: ANI

gülümseten anılar...

Malatya demişken...

ve otobüs...

 
İstanbuldan Elazığa yolculuk yapıyoruz ve Malatya terminalinde yolcu indiriyoruz.
yanımda da çapa tıp 2.sınıfta okuyan bir arkadaşım var.
Otobüs tam hareket edecekki dışarda bir amcam yere yığılıyor.
Herkeste panik.Saralık nöbeti geçerdiği anlaşılıyor.
 
Hemen yanımdaki arkadaşa sesleniyorum;
"yardımcı olurmusun,adam ölüyor"...
 
tabi o istifini hiç bozmadan"
-iyi de ben daha bu konuları görmedim ki"..
 

M.Hadin Öner

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/5/2008 · Kategori: ANI

Gülümseten anılar (:

 

Günün birinde, polisler gelmiş bütün öğrenci dolaplarını karıştırmışlar polisin biri seslenmiş komserim buldum galiba burada malcolom çarpı (Malcolm X)diye bir kitap var ne yapayım?

 

Komserin cevabı harika; oğlum bırak karışma o çocukların matematik kitabıdır (:

 

Said Ercan

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/4/2008 · Kategori: ANI

Ayşe B Yıldız ( Anı ) lar ...

 

 

Biz bayanlar biras kaprisliyiz galiba

 

Mutlu giden bir evlilik  bir birini seven iki kişi yani annem ve babam ,

Ülkesini sevdiği erkek uğruna terkedip babamın ülkesine türkiye/ yerleşen annem

Daha sonra bu aşkın meyvesi tek çocuk ben yani lal kardeşiniz mutluluklarını perçinliyor.

Uzun bir zaman mutlu böyle gidiyor anlayacağınız. Fakat bir gün soğuk rüzgarlar esmeye başlıyor büyükannem baskı yapıyor anneme italyaya yerleşmeleri için. Büyük annem bir İtalyan. Büyük babamdan ayrılmışlar. Büyükbabam da başka bir ülkeden  karma bir aileyiz. Birleşmiş milletler topluluğu  gibiyiz neyse uzatmıyalım. annem bir süre sonra bir tıp konferansına katılacağım diye avrupaya gidiyor ( annem bir jinekolog) arkadaşlar.

Gidiş O gidiş geri gelmek yok. Babam şoke oluyor tabi ki .annemi hiç aramıyor. Çok gururlu

Hiçbir neden yokken beni ve babamı terketmesi dokunuyor adamcağıza haklı tabii ki ..

Çıt yok ses seda yok  çok üzülüyoruz  daha sonra bir telefon annem dayanamıyor arıyor tabi beni de özlemiş  gelcen gelmicen falan filan inatlaşma sürüyor.

 

Daha sonra babam anneme alta yazdığım şu şiiri gönderiyor. Her ne hikmetse annem bir ay sonra istanbul da çok seviniyoruz bu arada büyükannem küplere biniyor. Ve O gündür bu gündür yanımızda  anneciğim. büyükannemde alıştı artık.

 

Rabbim ayrılık vermesin kimselere.  

 

Bu özelimi sizlerle paylaşmak istedim arkadaşlar

 

Ayşe B. Yıldız

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::