14/9/2008 · Kategori: SiiR

o(n)dalık

 

İhtilal mirası sarı sedir

Kimdedir baykuş nöbetler

Terkisinde ziftin sırnaşması var

Güneşten tüm oluklar bakra çalar

Zaman efesi işte bu;atı düldül

Güdülen sürü kurdun önüne

Var mısın ?

 

Verem sadır dokuduğumuz kendir

Keten helvası aya ağıt

Gammaz düşe kin bulamacı

Vur kaç parası kendimizden aşırdığımız

Ilgıtıyla  oyalandığımız vaveyla türküsü

Dağdağa ,şatafat onuncu yılla yesir

Kemir ,ak kara fare kemir!

Gündüzleri kemir,;gece, bize esir.

Yok musun?

Sevdalık devşiren ondalık kesir.

 

 

Hal vurgunu, göz bebekler yılgın

Attığımız her gülle, tâca doygun

Kirpiklerin gibi toprağına su saldığım

Balçık zaman, balçık mekan

Balçık ruh!

Taştan duvarını dizdiğim zaman

Evin burası otur

Med-cezir;var-yok:mana büyük

Uykusuna kuzuyuz ,cülûsuna pişkin sedirin

Ayarmadığımız vurgusuna ulufe.

Var mısın,yok olan mı?

 

Varsan yoklanırsın ,yoksan varır

Edilen kahır,ancak kendine yansır

Adalet terkisi iki kefeli

Karındaş hoyrat ile  şehir;efeyle sefil

Yolculuk var ,gece gündüz;ırak yakın

Yolculuk var;

Güneş bir,

Ay bir

Yol bir ,

Yolluk bir .

Ey ebter yolcu! Yoklayanın vârı mısın?

                        Gözlerimin hârı,ömrümün kârı mısın?

                        Yâri misin gönlümün o(n)dalık?



Gürbüz ÜNAL

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

8/9/2008 · Kategori: SiiR

Eylül-ce




Kadın gidince söylendi
Şair sözlendi
Artık sözlerin mihengi
Eylüle istinaden
Bir güz seferiydi

 

Kadın gider
Ve şair doğar ölümlere
Artık her  söz
Kefenlenen bir eşkâldir
Dikilen berrak kale
İşgal olmuşsa şayet
Artık hüzün çöker
İstasyonlarına ölümüne

 

Mecburen bir üzüntüdür
Gidince kadın uzaklara
Ayrılığı doğurur da gider gözleri

 

Kadın giderse şiirdir son sözler
Özler dilediğince/zeytinliğe kesmiş özler özler
Siyahı çalarda söyler/bildiriş öykülerde
Mutedil bir limandır/yorgun katarlar
Her katar hüzündür bu yüzden
Terk eder yerini
Terk eder mevsimini yaz
Terk etmiştir zaten kadında

 

Şiir susarsa yalnızlıktır biriken
Sancıdır/bir yanı depremli/
Açılmamış bir mektubun habercisidir
Bu yüzden hem eylül hem güz
Ne getireceğinden çok
Götüreceğine bakar
Kadın gidince de
Öylece
Durur bekler/eylülce/

  ...

 
Yazı(n) bittiği yerde başlar sonbahar
Kadın gidince söylenir hem şiir
Sonrası sonbahar
Sonrası kış
Eylüle toktağan bir ağrıdır hüzün
Kesmelerden ayrık/birleştirilmiş acı
Kavurur matemin sabahını/
Kavurur yalnızlığı/eylülce/eylülce

 

Bilal CAN


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/9/2008 · Kategori: SiiR

Eskimiş Yankılar (ihtiyar yankı)




I. -Farkediş-

Zaman inler oyar içimde
Her birinde ayrı bir gizim
Taşlar, kayalar...
Deliksiz bir uykudadır manzara
Baharı resmeder üzerimde güneş
Kim görür ki kaldırımlara ne yazar,
Adımlarımda biraz kan, biraz talan...


   
II. -Anlamak-

Mütemadi soluklarla rüzgâr,
Tehditler biriktirir ensemde.
Oysa hayat bir ölüm kadardır;
Koyu, ani ve bilinmeyen
Ve ölüm bir hayat kadardır;
Ucuz, asi ve beklenmedik  

III. -Çözme-


Ben biraz hamur, biraz odun biraz da kayayım
Belki istekli;
Belki de meraklı
Zaman, insan ve yaşam,
Bedenimde ustalaşır.  
IV. -Tohumlanma-

Asi değilim,
Suskunum, belki durgun bir su
Ya da gittiğim ince bir yoldur
Alışkın ve alıştığım;
Yani sessiz, belki ölü
Vasat bir solukta
Babasız bir "ah"tan farksız...
Belki bundandır
Çakallar, sisler ve küller
En çok bana musallat
Fareler en çok bana...
   
V. -İsyan-

Marazî bir kibrin mazoşist çığlığında
Yasak türküler, mülteci propagandalar ve taklit düşler
Olay yeri incelemede polisler, coplar ve siren
Tutanakta gözyaşım, bölücü acılarım ve illegal suskunluğum
Sayılar, isimler, listeler...
Mahkemelerde zaman çöplüğü,
Uzayıp giden çaresizlik ve itham...
Hengâme içinde huzurum, yalnızlığım kadar berkemal.
Ellerimde kalbim, sakinim Azrail'imden  

VI. -Pişmanlık ve Vazgeçiş-


Ve bir intihar belki cinayet...
Vicdanlarda mizan kuyruğu
Ya deli ya da mahkûm olmalı şimdi
Belki kaçarım ölümün kaçıramadığından
Şah damarımdan ve günahlarımdan...
   
VII. -Çözülme-

Nokta hangi virgüle vurulur?
Hangi kelime virgüle gebe?
Ve ben öylece
Hangi isme mıhlandım
Ve kaldım?
Söyle yaprak üstündeki ölüm
Toprak üstündeki ceset
Kitap üstündeki yemin
Söyle!
Dilime mühür vurdum,
Gönlüme hasret...
Bari senden duyayım
Her yerde iniltin dolanır
Söyle!  


VIII. Ve Nokta. (Belki sadece yalnızlık)

 
Artık her sözümde bir sükût barınır.

Dışarıda türküler söyler ayaz,
Yüreğimi titreten çok başkadır,
Sözümü susturan, başka...


Tûbâ ERDEM

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

18/8/2008 · Kategori: SiiR

Şarkı, Çocuk ve Allah

                                   .karyağdı için.

 
‘eski selamların hatırı varsa, ‘varlık' şarkıdadır
hatırı yoksa, ‘yokluk'u ara ki bulasın'

kolay düşmüyor bir şarkı gökten, düşmüyor kolay
âh'ı alınmış bir hayat bu, irin irin
perde perde kül kokuyor
ceplerine yağmur saklamış serçeler adına
her mevsim içinden geçip giden umud adına
ve adına şarkıların ve duaların ve yelkenin
suyu kurumuş göz pınarların vebâli hakkı için
bir masal kuruyorum en orta yerine vaktin
bir masal elleri mazlum

sen,
ey bu toprakların boşnağı
ey kadim bir efsûnu iffetine bürüyen
sana vaz'ederken rahmeti
sana hikmeti
sana şiiri
kırık bir yelken midir devinip duran
kirpik altlarında dehrin!

şimdi bir martı geçmiyorsa üstümüzden
bir çocuk ıslak ve soğuk ellerini sürmüyorsa
biraz kirlenmiş yanaklarımıza
vaktidir sual etmenin, vakti
vaktidir kırılırcasına cam gibi
vaktidir öyle mahzûn
vaktidir öyle mücrim
vaktidir öyle şehlâ
vaktidir öyle garib
silip süpürmenin vakti
bir şarkının
ne varsa içimize oturmuş!

bir dua tadında irkilirken bir şehir
bir şehre gökten
melek sûretleri gönderirken allah
alnı kırış kırış bir insana emanet dua'n
şehrin sıcak yüzüdür dua vakti
beyti anar, bilmez başka
bilirsin ki vuslat
bir nehrin kavuşması
bir hicretin gelini
bilirsin ki dua
mendil satan bir teyzeden
sana kalmış bir hicret

şimdi yine hatırlama vaktidir
cenneteki ağacı
ve o insanları
o insanlar ki
ağaç yapraklarının sallanmasıyla
unuturlar dünyayı,
unuturlar oyunu
unuturlar her ne kalmışsa burada

ben,
unutmadım her meleğe emanet
her melekte mahfûz
o sesleri
o sesler cennetten gelen
o sesler her ömre bedel
o sesler darmadağın eden zihni
o sesler yineden,
o sesler yeniden hatırlatan kalbi!

şarkılara gitmek gibiydi beyt'e gitmek
giderken söylenmiş bir söz
hâlâ çınlıyor
hâlâ içimde
büyüyor büyüyor büyüyor
büyüyorum bu sözün içinde
bu şarkının
bu dua'nın
gitmek, en çok dönmektir'di
aslına
kendine
özüne
o'na

çocuklarla şarkılar arasında
nasıl bağ kurulur
nasıl kurulmaz
her çocuk kendi şarkısını söyler
her çocuk kendi şiirini
her çocuk bir kaçıştır
işte bundan uzak kaldı şarkılar
yakın çocukluğumuza!

sığınmazdık yoksa
bu elleri kirli kuşları örten
denizlerin mumyasına
sığınmazdık
varken yüzyıllık gölgesi cennette
kaynayan kanlarıyla ritim tutan
ve defin sırasında koca yürekli olan
ve ardından küçülen gözleriyle
bulaşan bize
bulaşan şarkımıza
bulaşan yumru yumru melek ellerine
sığınmazdık allah'ın kucağına
çekiştirip durmasaydılar
kalbimizi örttüğümüz
bu mukaddes şarkıyı

sözü yormadan olmuyor işte
yorulmadan yürümek
yorulmadan konuşmak
sahih ve nezih kelimelerin kargaşasında
o manayı bulmak
olmuyor işte
bize yine mücerret
bize yine muhâl
bize yine ağır
kelimeler bıraktı
göz çukurlarımızda
sakladığımız tufan!

ellerimi kaldırıyorum rabbim
ellerim ki
ellerimiz ki
edeben kirli
kirli ebeden
ve sen
bir şarkı gönderirsin bir yelkenle
bir şarkıda vaftiz olur bu kir
bir şarkıda kutsanır ürkekliğimiz
bir şarkıda şark'a döneriz
döneriz aşk'a
döneriz ki
güneş kızıllığında, kaynayan gözyaşlarıyla
ellerini alnına koymuş da bekleyen
onlarca
yüzlerce
binlerce
milyonlarca insan büyür
döneriz ki 

kapatırız gözlerimizi
biraz uyku mahmuru
biraz umud ehli
bittiğinde şarkı
açtığımızda gözlerimizi
yeniden biz oluruz
yeniden kendimiz
yeni bir kendimiz
en güzel şarkıyı söyler
en güzelin kavmi
en güzel şarkıda
uyanırız ebedî

 ...

 Yahya KURTKAYA

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/7/2008 · Kategori: SiiR

Kanat Ritimleri

 
                                     - yadé için, için için! -

 
gecenin bitmeyen göğü bende

bir kadın gülümsemesi, yüzleri ağır
taşınmazlardan ilki işte bu bahar
yani sana, kana ve yağmura yabancı
ellerimde şekil bulan ağrılar
bulutlardan koparılmış daima
yüzünde mavi, bakışların al
bir mor suskunluk karışmış nefesine
ağır o kelime, kanatları var!
başka şeyler dökülse kalpler yerine
diline düşürsen beni, gözünden düşürmesen
sıkı tut ellerini, kelimeni sıkı tut
sustukça dökülecek dudakların, beni böyle bil
 
bil ki bu geceler hep tenden uzak
yakınlığı bilinmez bir acıya yapışmış
acıdan yontuldukça taşları sevapsız şehir
siyah bir dil bıraktı bana seyyahlar
zamanla yıkılsa şehirlerin gökleri
içerimde yükselse uzaklığın kubbesi
bir uzak çizsen bana, gözlerinden beride
kalbim eşiği olsa lacivert hüzünlerin
ağlamasak böylece, şarkılar söylense de olur
nakaratlar takılır söz yaşlarımıza
kesilince cümle şehirlerin taş senfonisi
yadigâr gökkubbeyi bakışınla süslesek
şehirler ağlamanın içli mimarisi
 
bilmem ki daha nasıl başlanır içlenmenin cüzüne
yüzüne kanat geren o eşsiz kelime
büyüdükçe, göğsünde bir geniş sancı
uzamış kanatları, kana yağmura karşı
susmak küfür mü şimdi bunca geceye
gerekiyor galiba göğe, acıya ve şehre
tattırmak suskuların o ekşi şarabını
bütün cümleler artık terkedilir boşluğa
sen besmelesiz başladın bu suskunluğa
 
Mehmet Fatih KUTAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/7/2008 · Kategori: SiiR

MERKEZ KAÇ




Daire çizerek yürüyordum

Döner koltuğun etrafında,

Beni izliyor koltuktaki

Dönerek kendi etrafında.

Merkez kim diye sorsam şimdi

Koltuk der matematikçi,

Ruh bilimci görünce durumu

Merkez değil der koltuktaki

Sıkılıyor en sonunda

Matematikçinin merkezi,

Ters yöne dönüp durunca

Ruhbilimci bağırıyor:

"Buldum" diyor, "buldum!"

"merkez kaç buradan doğuyor!"

 

Hergüncel

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/5/2008 · Kategori: SiiR

Devren Satılık!

Hoşça kal gençliğim, sigara dumanında boğduğum…

delikanlı hüzünlerim, sevinçlerim

hoşça kal; kariyer yaşındayız artık:

Henüz bir yerlerde olamadığım,

kendimi hiç böyle ummadığım.

Hoşça kal gençliğim, boşa kürek çekişlerim,

ana baba yaşındayız –aynı yanlışa bastığımız:

 

Umutlarımızı çocuklara devren sattığımız!

 

 

 

herguncel

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/5/2008 · Kategori: SiiR

intihar payı

 

Kalbin anadiline gömülmüş ağlıyorum

ellerimde göğe sadakatini yitirmemiş avuçlar

çetin geçen kaderimden geliyorum

taş baskısı acılar göğsümde

mardin işi bir ağıt rüzgârın yüzüme işlediği

siyah-beyaz mevsim eskizleri derilerde

nuh nebiden kalma kopmaya teşebbüs eden kıyametime

kekeme bırakılmış iklim bilgimle tabirler diziyorum

kısa fallar boyunca uzun kabuslar bahtıma

 

/ yüzüne kan gelmiş denilince korkuyorum

  gitmelerin ardından gelen yaralar

  uzun, incelikli, savurgan

  alnımın mürekkep değmemiş yerlerine

  kendim için bir kapanış cümlesi

  temizler mi biraz daha ağlamak alfabemi

  yokluğun zaten kanrevan! /

 

kırılgan bir lehçeymiş rüzgârda uçurtmalar

eceli yok mevsimler bende hep siyah-beyaz

bulutları darmadağın yüzümün kenarına

yıldız ormanı bir gök kondurulsun

kalbin anadiline gömülmüş ağlıyorum

bütün uçurumlarda intihar uğultusu

ölümsüzlük gökçekimiymiş, ölüm hep yerçekimi

gözünden düştüğünde sırmalı bakışların

tüm bunlar - u ç u r u m l a r ! - senden sebep güzel de

her kaderde intihar payı mıdır alnın doğusu

 

...

Mehmet Fatih K.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::