o(n)dalık
İhtilal mirası sarı sedir
Kimdedir baykuş nöbetler
Terkisinde ziftin sırnaşması var
Güneşten tüm oluklar bakra çalar
Zaman efesi işte bu;atı düldül
Güdülen sürü kurdun önüne
Var mısın ?
Verem sadır dokuduğumuz kendir
Keten helvası aya ağıt
Gammaz düşe kin bulamacı
Vur kaç parası kendimizden aşırdığımız
Ilgıtıyla oyalandığımız vaveyla türküsü
Dağdağa ,şatafat onuncu yılla yesir
Kemir ,ak kara fare kemir!
Gündüzleri kemir,;gece, bize esir.
Yok musun?
Sevdalık devşiren ondalık kesir.
Hal vurgunu, göz bebekler yılgın
Attığımız her gülle, tâca doygun
Kirpiklerin gibi toprağına su saldığım
Balçık zaman, balçık mekan
Balçık ruh!
Taştan duvarını dizdiğim zaman
Evin burası otur
Med-cezir;var-yok:mana büyük
Uykusuna kuzuyuz ,cülûsuna pişkin sedirin
Ayarmadığımız vurgusuna ulufe.
Var mısın,yok olan mı?
Varsan yoklanırsın ,yoksan varır
Edilen kahır,ancak kendine yansır
Adalet terkisi iki kefeli
Karındaş hoyrat ile şehir;efeyle sefil
Yolculuk var ,gece gündüz;ırak yakın
Yolculuk var;
Güneş bir,
Ay bir
Yol bir ,
Yolluk bir .
Ey ebter yolcu! Yoklayanın vârı mısın?
Gözlerimin hârı,ömrümün kârı mısın?
Yâri misin gönlümün o(n)dalık?
Gürbüz ÜNAL
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:Ali Gül | Tarih: 2008-11-04 13:24:23Konu: Coşkun Arslan Şiirleri
ZEYNEP
Ne kadar özenmiş yaradan sana
Ab-ı hayat oldun adeta cana
Bir damla umudun kafidir bana
Bu gönül sevgini ediyor talep
Sensizliği lügatten siliyor Zeynep
Biçareyim derbederim sarhoşum
Sevgine kahrına talip olmuşum
Derdime dermanı sende bulmuşum
Ruhuma hitap eden ne varsa hep
Her şeyi sende buluyor Zeynep
Hasta gönlü avutmak mümkün değil
Okyanusu kurutmak mümkün değil
Gül yüzünü unutmak mümkün değil
Sen oldun sanki varlığıma sebep
Aklım hep sende kalıyor Zeynep
Cemalini gördüğüm günden beri
Alev aldı içerim yangın yeri
Elinden içeyim en acı zehri
Tutuşup yanan yüreğime su serp
Bu yangın canımı alıyor Zeynep
Matlaştı hayatın renkleri soldu
Gözlerim başkasını görmez oldu
Deli gönül bahara ermez oldu
Eridikçe umudum kelep kelep
Gözlerim yaş ile doluyor Zeynep
Met cezir içinde buldum kendimi
Dalga dalga yıkamadım bendimi
Ak kağıda açar iken derdimi
Dona kaldı kalemimde mürekkep
Yazdığım yazılar soluyor Zeynep
Sanma ki bu sevda küllenir biter
Olmuşum mecnundan keremden beter
Gemileri yakarım gel de yeter
Mecnuna iki adım yoldur Halep
Aşk dediğin dağları deliyor Zeynep
Coşkun ARSLAN
Ateşinden Köz Bıraktın Geride
Çektin gittin veda bile etmeden
Perişan bir öz bıraktın geride
Sormayacağım sana nasıl, neden
Tutulmamış söz bıraktın geride
Dolaşmışsın ruhuma ilmek ilmek
Mümkünü geçmişi bir anda silmek
Umutlarımı yakıp erittin tek tek
Ateşinden köz bıraktın geride
Zavallıyım boynum büküktür benim
Hissiyatım kırık döküktür benim
Gözlerimden yaşlar dökülür benim
Aşka küskün yüz Bıraktın geride
Talihim yok imiş sevdadan yana
Kader böyle imiş ne diyim sana
Ne renk kaldı ne ses kaldı ne mana
Teli kırık saz bıraktın geride
Coşkun Arslan
Yokluğu Ecel Bana
Kaptırmışım gönlümü,
Güzel senin büyüne,
Seninle inanmışım,
Aşkın büyüklüğüne.
Hiçbir şeyin olmadı,
Senin kadar tesiri,
Gülüşünün hayranıydım,
Bakışının esiri.
Mevsim başka mevsim,
İklim başka iklimdi,
Yapraklar sarardı hep,
Güller kurudu şimdi.
Dünya gözümde sıfır,
Hayat sensiz anlamsız,
Yokluğun ecel bana,
Neylerim yapayalnız.
Duygularım yaralı,
Akıl ta dibe vurdu,
Ancak mahkûm bedenler,
Benim kadar mağdurdu.
Coşkun ARSLAN
Cesaretim Yoktur İlan-ı Aşka
________________________________________
Gülüşün başka güzel endamın başka
Cesaretim yoktur ilan-ı aşka
Halimden azıcık anlasan keşke
Sevdamı yürekte saklar dururum
Vurulmuşum sevmişim her halini
Haz verir kurmak senin hayalini
Resmetmişim o güzel cemalini
İkibir zihnimi yoklar dururum
Uykular rüyalar yarım yamalık
Mecalim kalmadı yoruldum artık
Geceler olsada zifiri karanlık
Gördüğüm düşleri aklar dururum
Aklımda sen varsın hep ruhumda sen
Sevincimde sen oldun korkumda sen
Anlatabil semde anlayabilsen
Lal olur bu dilim tekler dururum
Kırgınım dargınım sensiz hayata
Nasibmidir bilmem ermek vuslata
Zamanı iple çekerim adeta
Kavuşma gününü bekler dururum.
Coşkun Arslan